Antakya'yı gezmeye devam ediyoruz.
Baharatçısı,marangozu,semercisi ve kuruyemişçisi ile işte Uzunçarşı!
Fotoğraflara bakıp da çarşının tamamı böyle zannetmeyin.Benim görebildiğim kadarı ile bir tane marangoz dükkanı,iki de semerci kalmış.Baharatçı dükkanlarının durumu daha iyi.Ne de olsa baharatı ithal etmeyi henüz akıl edemedik.
Uzunçarşı'da defne sabununun kilosu 10 Lira.Şampuanlarla kıyas edince ne kadar ucuz değil mi?Üstelik ne olduğunu bilmediğimiz tehlikeli kimyasallar içermiyor.''Saçımı sertleştirir mi acaba'' diye de endişe etmeyin.Şöyle bir hafta_on gün sabredin.Kullanmaya devam ettikçe sorun ortadan kalkıyor.Yeşil renkli olanı zeytinyağlı,diğeri defne sabunu.
Uzunçarşı'da alışveriş yaptığımız bir dükkana sorduk:
_''Buralarda sepetçi var mı?''
_''Kalmadı artık eskisi gibi.Perşembe günleri getirip elde dolaştırıyorlar''
Aynı günün akşamında,İskenderun'da ulusal bir markete girdik.Uzakdoğudan sepetler gelmiş.Reyon dolu.Yılbaşı vesilesiyle getirildi sanırım.Tee nerelerden sepet geliyor,marketlerde en güzel reyonlarda satışa sunuluyor.'Komşunun tavuğu komşuya kaz görünürmüş' derler.
Her neyse;sebze haline girmeden sol taraftaki dükkanlardan birinde sepet bulduk,tevafuken.Sepetler iki senedir dükkanda beni bekliyormuş:)Arabanın bagajını sepetle doldurup,bavulu da arka koltukların altına doğru yerleştirdik.Zaten artık tatilimiz de bitmişti.İskenderun üzerinden eve doğru yola çıktık.
Bir sonraki yazıda eski Antakya evleri ve Habib-i Neccar Camii(inşaAllah).


