Gaziantep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gaziantep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2015 Cuma

Gaziantep'e Kar Yağıyor:)

   Yılda bir veya iki defa görebileceğimiz bir manzara.Bazen hiç yağmaz.Ondan dolayı çok mutluyuz:).Okullar da tatil.Her günümüz böyle olsa:))Kuşlar için pencerenin önüne ekmek ufaladık.Çirkin bi kardan adam yaptık.Şimdi bi çay demlemek lazım.Televizyonu kapatıp manzaraya karşı yudumlayalım.E bi daha görür müyüz görmez miyiz Allah bilir.










Keşke insanoğlu bu kar gibi beyaz ve temiz olabilse.O kadar çok kötülük var ki dünyada.Canımız,namusumuz,imanımız,evlatlarımız,malımız sana emanet ya Rabb'im.Başkalarına zulüm etmekten de sana sığınırız.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Bunlar da Antep'in Güzelleri:)



Sağdan sola doğru;sedef kakmalı ayna,bakır hamam kasesi,minyatür havan,minyatür çaydanlık,Maraş işi dekoratif sandık,maket top arabası,ufak zil.

14 Ocak 2010 Perşembe

8 Ekim 2009 Perşembe

Dedemin Oyuncağı


'TRT Çocuk' kanalında ''Dedemin Oyuncağı'' isimli bir program yayınlanıyor.Bugün ikinci kez denk geldi,izledim.Ahşaptan akrobat yaptılar,ardından çocuklar suluboyayla boyadı.İzlerken çok imrendim.Keşke oyuncakçılarda ahşap oyuncak satılsa da alabilsek.Evde çocuğumuzla oturup kendimiz boyasak.'Acaba hangi zehirli kimyasalla boyandı' diye endişe etmeden,gönül rahatlığıyla yavrularımızın eline versek.




Oyuncakçılarda satılmıyor ama Gaziantep Külekçiler Çarşısında hala bu tür oyuncaklar var.Davul,topaç,kız çocuklar için beşik...Üstelik çok ucuz.Yolu düşen olursa uğramadan geçmesin derim.Davulların bazıları deri ile,bazıları sentetikle kaplanmış.O konuda da dikkatli olmak gerek.

Bir de link size.2004 yılından beri ahşap oyuncak üretiyorlarmış.Boyalarının ne kadar güvenilir olduğunu bilemem ama oyuncaklar çok güzel:)

5 Eylül 2009 Cumartesi

Taze Antep Fıstığı

Ceviz,fındık,fıstık gibi yemişlerin tazesini daha çok seviyorum.Fıstıklarımız çıktı.Şimdilik biraz pahalı.Kurusuyla neredeyse başabaş gidiyor.
Bu bir kaç gün dolapta beklemiş hali.Aldığım gün çekseydim fotoğrafını ne iyi olurdu.Tembellik işte:)

17 Kasım 2008 Pazartesi

Gaziantep'i Gezmeye Devam(Etnografya Müzesi,Yöresel yemekler)

Bloğumda yayınlama bahanesiyle, eskiden beri 'ha bugün gideriz ha yarın gideriz' diyerek ertelediğimiz bir çok şeyi gerçekleştirme fırsatı bulmuş olduk.Müze gezmek de bunlardan birisi.Daha doğrusu fırsatı ben bulmuş oldum,diğerlerinin ayakları geri geri gidiyordu:))


Gaziantep Etnografya Müzesi Bey mahallesinde.Eski,yıkılmaya yüz tutmuş Antep evlerinin sıra sıra dizildiği daracık bir sokaktan geçilerek gidiliyor.Yüz yıl önce oraların nasıl göründüğünü merak ediyor insan.Müzenin bulunduğu sokakta(üstte) restorasyon çalışmaları vardı.Sokağın dış görünüşü yenilenecekmiş.Bitmiş halini görmek için can atıyorum.





Burası tipik bir eski Antep evi.Yüz yaşına yaklaştığı yıllarda,oldukça bakımsız bir haldeyken Hasan Süzer(rahmetli) tarafından satın alınıp restore ettirilmiş.

Üst resimdeki konsol, sedef kakma sanatının güzel bir örneği.Zaman onu biraz yıpratmış ama gene de çok güzel görünüyor.

Gelin odası.
Karşı duvarda asılı örtülere 'Antep İşi' deniyor.Yapması çok zahmetli,buna rağmen Antepli bir kızın çeyizinde olmazsa olmaz.

Tandır odası


Soğuk kış günlerinde bir araya gelerek,yorgan altındaki tandırla ısınmaya çalışan aile.

İkinci kat balkon
Hamam bölümü, döşeme altından geçen buhar vasıtasıyla ısıtılıyormuş.Ben bu işin tam olarak nasıl yapıldığını anlayamadım aslında:)

Hasan Süzer(Antep'in tanınmış eşrafından) ve ailesi.Sanırım eşi çok erken yaşta vefat etmiş.Ölüm tarihi 1920'li bir şeydi.Dedemiz(Sağdaki) bile 60'lı yıllarda hayata veda etmiş oysa.Ölüm bazılarımızın kapısını erken tıklatıyor.

Burası yeni açılan Antep Evi(Ulu Cami'nin karşı tarafında).





Ekşili Ufak Köfte(yukarda)
Ana malzemeleri:Nohut,parça et,ince bulgur-yağsız kıymadan yapılan ufak köfteler.bazıları köfteye kıyma koymuyor,tutması için irmik ya da un koyuyorlar.

Fındık Lahmacun:İçinde fındık falan yok,küçük olmasına atfen fındık lahmacun deniyor.

Yuvalama
Ana malzemeleri:Parça et,nohut,soğan-yumurta-yağsız kıyma-pirinçten imal ufacık köfteler ve tabi süzme yoğurt.
Kuruluk Dolması.

10 Kasım 2008 Pazartesi

Gaziantep'te Bir Pazar Günü,Beyran ve Nohut Dürüm

Gaziantep'le ilgili yazılarımın arama motorlarında bulunup sık sık ziyaret edildiğini farkettim(yeni yüklediğim sayaç sayesinde).Genellikle; yemekleri,çarşıları,gezilecek yerleri merak ediliyor(arama motorlarına yazılan kelimelerden anlaşılıyor).Ben de pazar günümü,Antep'i hiç görmemiş ya da sadece ziyaret etmiş insanlar için ilginç gelebilecek bazı kareleri fotoğraflayarak geçirdim.Umarım emeğim boşa gitmez ve bu kısa Antep gezisinden memnun kalırsınız:)

Gaziantep'te güne beyran içerek başlamak adettendir.Üstüne de katmer(bir çeşit tatlı) yenir.Tabi haftanın her günü değil.

Bol yağlı beyran,üzerine bol şekerli katmer...

'Peki beyran nasıl bir şey' derseniz;gerdan eti,pirinç pilavı,bol sarımsak ve baharat karışımı,inanılmaz lezzetli,yedikçe iştah açan bir lezzet.
Usta(Kelebek Kebap),eti ve pilavı önceden hazırlıyor.Sipariş verildiğinde küçük bakır bir tabağa biraz et,pilav ve önceden hazırlanmış sarımsaklı,baharatlı et suyunu alıyor,ufak bir ocağın üzerinde karıştırarak kaynatıyor.

Fotoğrafları internette yayınlayacağımızı söylediğimizde ''youtube'a koymayın da nereye koyarsanız koyun''diye de bir espri yaptı:)


Yukarda son hali.


Kahvaltıdan sonra Yüzüncü Yıl Parkı'nda biraz yürüdük.Yukarda ''Alleben deresi''.Gaziantep'i Şehitkamil ve Şahinbey olarak ikiye ayırıyor.Eskiden gürül gürül akarmış,zamanla kurumuş.

Ulu Camii,yeni yapılan camiler içinde en büyük olanı.Bırakın içinde namaz kılmayı,bakmak bile insana huzur veriyor.
Hemen yan tarafında 'İncilipınar-Antep-Sofrası' vardı,turistlerin uğrak yeriydi.Nedendir bilmem kapandı.

Yüzüncü yıl parkına sabah erken saatlerde gelirseniz, yürüyüş yapan,koşan insanlar görürsünüz.Akşam yedikleri kebabın kalorisini yakmaya çalışıyorlardır:)Pazar günleri ise ailesiyle gezmeye gelenler vardır daha çok.Bugün de aşırı kalabalıktı,içinde insan olmayan fotoğraflar çekmekte zorlandım.
Yürüyüşün ardından yeni açılan masal parkını görmeye karar verdik.Giderken; üzerinde, ''Çocuk Dostu Gaziantep''yazan afişler gördük.Gerçekten de Antep, park-bahçe konusunda tüm Türkiye'ye örnek teşkil edecek özellikte.Büyükşehir olmasına rağmen şehirleşme çok düzenli ve adım başı bir parka rastlıyorsunuz(istisna yerleri de var tabi).

Masal parkı,bildiğimiz şato biçiminde inşa edilmiş.Bazı masal kahramanlarının resimleri ve heykelleri vardı.Pamuk prenses,hansel-gratel,shrek...

Benden geçti ama çocuklar için hoş bir yer:)


Sırada Gaziantep Arkeoloji Müzesi var.
Müze gezerken ölümü hatırlamamak elde değil.Binlerce yıldır binlerce,milyonlarca insan ölüyor;geride bıraktıkları çürüyor,eskiyor,kayboluyor.
Çok mu iç karartıcı oldu?Ölümün bir son olmadığını bilenler için o kadar da korkunç değil aslında:)

Zeugma antik kentinden kurtarılabilen mozaikler bu müzede sergileniyor.2300 yıllık geçmişi olan kent, Birecik Barajı'nın suları altında kalmıştı.Zeugma, Roma imparatorluğu zamanında(M.S.64) bir lejyoner(asker)kentiymiş.Mozaiklerinin dünyada bir benzeri olmadığı söyleniyor.

Kazılardan sonra yukardaki gibi görünüyordu(muş daha doğrusu,ben göremedim malesef).Mor renkli olan bölgeler taban mozaikleri ve her biri bir villa(müzenin girişindeki maket).

Bu bir havuzun tabanındaki mozaik(yukarda).

Müzede gezerken gözlerimiz hep meşhur ''Çingene Kızı Gaya''(aşşağıda)mozağini aradı.En sonunda güvenlik görevlisine sorduk.''Göstereyim ama şimdiden söyleyeyim beklediğinizden çok küçük'' dedi,gerçekten de öyleydi.Eni boyu toplam yarım metrekare bile değildi belki de.Taklitleri parklarda boydan boya bir duvarı kaplıyor halbuki(örn,Celal Doğan Parkı).Akşam karnımız acıkınca meşhur Fiko'nun yeri'nde nohut dürüm yedik.Malesef hava karardığı için fotoğraflarım iyi çıkmadı ama ilerleyen haftalarda değiştiririm inş.

Nohut da ekmek arasına girer miymiş demeyin.Antep'te giriyor.

Ezilmiş,baharatla karıştırılmış nohut,üzerine maydonoz ve patates kızartması.
Ya da benim tercih ettiğim gibi patlıcan.