.jpg)
http://aintabsofrasi.blogcu.com/etli-yaz-dolmasi/361426
Nektarin.
Minyatür Domates
Zeytinler ekim başından itibaren sofralarda yer bulacak.
Sert kabuklu ve iri çekirdekli bir üzüm türü.Soğuğa dayanıklı olduğu için, aralık ayının ilk haftalarında dahi(donma tehlikesi yoksa) tezgahlarda yerini korur.
İsmini,yetiştiren kişinin de bilmediği tropikal bir meyve(ya da sebze:)
Deneme amaçlı ekmişler.Kış bastırmadan olgunlaşır mı bilinmez.Ne olduğunu bilen varsa yazsın lütfen:)
Antep'in zehir zemberek biberlerinden el-aman dediğimiz için,mal bulmuş mağribi gibi tatlı biberlere saldırdık:)
Dalından tazecik domates koparıp,suyunu akıta akıta yemek, her kula nasip olmuyor.Benim gibi büyükşehirde, apartman dairesinde oturanlar,böyle anların kıymetini çok iyi bilir.
Zeytin ağaçları ve asmalar iç içe.
Taze ceviz benim nazarımda kurusundan daha makbul.Getirdiklerimin bir kısmını buzluğa koydum.Bakalım sonuç nasıl olacak.
Mevsim meyveleri
Patlıcanların hatırı kalmasın:)
Çoğumuzun ''incir'' olarak bildiği meyvenin adı Bursa'da ''yemiş''.
Ve yeniden yollardayız.İstikamet Gölcük.
Yolda durup su içtiğimiz bir çeşme.Asırlıkmış gibi duran bir çınar ağacının altında çok güzel görünüyordu.Gülhane parkındaki çınarları hatırlattı bana.
Gölcük,tepeden görünüş.
Gölcük,sahil(güneş batarken)
Kıbrıs harekatında emeği geçmiş bir gemi,şimdi müze haline getirilmiş.
Gölcük'te sevgili Zeytin Yaprağı'na misafir olduk.Sağlık sorunlarına rağmen bizi ağırlama konusunda ısrarcı olması mahcubiyetimize sebep oldu.Eltime derinden teşekkürlerimi sunuyorum,Gölcük'ten güzel anılarla ayrılmamıza vesile olduğu için:)
Gece İznik'e döndük ve ertesi sabah tası tarağı toplayıp yeniden yola koyulduk.
Antep'e dönerken Pozantı'da atlattığımız kaza tehlikesini saymazsak, tatil boyunca bizi üzen hiç bir durum olmadı.
Tatil yazılarımı bir postta hallederim diyordum ama görünüşe göre İznik Çinileri bir sonraki yazıya kaldı.Amacım; güzel anılarımı sizlerle paylaşmak, hem de ilerde okuduğum zaman keyif alacağım bir çeşit tatil anıları defteri oluşturmak.Artık ben mi okurum,geride kalanlar mı okur,bilinmez...
İlk günü dinlenerek ve havuza girerek geçirdikten sonra, ertesi sabah kahvaltımızı yapıp, Avanos'a doğru yola çıktık.Kozaklı-Avanos arası 72km.Dolayısıyla yol hiç yorucu olmadı.Son anda Avanos'a girmekten vazgeçip Zelve tarafına döndük.Yol üzerinde Paşabağı denilen, peribacalarının yoğun olduğu bölgede bol bol fotoğraf çektik.
Paşabağında deve ile turlamak ya da üzerinde fotoğraf çektirmek mümkün.
Gitmeyi düşünenler için bilgilendirme amaçlı söylüyorum;müzelere giriş, yerli turistler için kişi başı 8 lira.Neyse ki ,Turizm Bakanlığının 20 liraya sattığı müze giriş kartlarından haberdar olduk.Kartla bir yıl boyunca Türkiye'nin tüm müzelerini ücretsiz gezebiliyorsunuz.
Bu bölgedeki mağaralar keşişlerin inziva yeriymiş.
Paşabağını gezdikten sonra, bir iki dakika uzaklıktaki,Zelve Açıkhava Müzesine gittik.çocukla tamamını gezemeyeceğimize kanaat getirince bir iki fotoğraf çekip ayrıldık.
Zelve, eskiden bir yerleşim yeriymiş.Taşlara oyulan mağara evlerde yaşayan insanlar daha sonra başka bir bölgeye nakledilmiş ve burası müze olmuş.
Bu mağara geçmişte mutfak olarak kullanılmış.
Sırada, Göreme Açıkhava Müzesi var.
4-13.yüzyıllar arası manastır olarak kullanılmış.Her yerde kiliseler var.Karanlık kiliseyi gezmek için ayrıca ücret ödemek gerekiyor.Tavan süslemeleri
Bunlar da mezar odalarıymış.
Göreme açıkhava müzesini gezip Ürgüp'e doğru yola koyulduk.Şehrin girişinde, sağ tarafta, kapadokyanın simgesi haline gelmiş olan peribacaları var.
Ürgüp, daha ziyade konaklama ve eğlence olarak ün yapmış.Şehirde bir çok konak ve mağara restore edilerek otel haline getirilmiş.Bu da meşhur Asmalı Konak dizisinin mekanı.
Televizyonda göründüğü kadar geniş olmaması dikkatimizi çekti.Daha önce,'Zerda' dizisinin çekildiği konağı gezerken de aynı şeyi düşünmüştük.
Ürgüp'te ufaklık baklava diye tutturunca mecburen bir pastaneye oturup, baklava ve limonata istedik.Ben yalnız limonata içtim.İştahımı Avanos'ta yiyeceğim testi kebabına saklıyordum çünkü:)